cizgi
duyuru DUYURULAR :
Web sitemiz yenilenmiştir, üst menüden ilgili içeriklere aynı şekilde erişebilirsiniz..

Haksız Rekabet

Haksız Rekabet

1. Kavram ve esaslar

Haksız rekabet, normal rekabetin kötü yapılmasıdır. Haksız rekabet herkese karşı ileri sürülebilme olanağı olan mutlak bir haktır. Haksız rekabet hakkının öne sürülebilmesi için ekonomik rekabet ile bu rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak kullanılması ve zarar ile zarar tehlikesinin mevcut bulunması gerekir (TTK m. 56).

Tacir olanlar arasındaki rekabette Türk Ticaret Kanununun 56 ve devamı, olmayanlar arasındaki rekabette ise Borçlar Kanununun 48. madde hükümleri uygulanır.

TTK’nun 57. maddesinde bazı rekabet halleri düzenlenmiştir. Bunlardan biri de; başkasının haklı olarak kullanıldığı marka veya işareti, karışıklık (iltibas) meydana getirecek surette marka veya işaret olarak kullanmaktır. Uygulamada en çok rastlanan haksız rekabet hali budur.

556 sayılı KHK ile tescilli markalar, eskisine oranla daha geniş kapsamlı bir koruma altına alınmışlar ve örneğin markanın aynının ya da benzerinin başkası tarafından sadece marka şeklinde kullanılması değil iş evrak, reklamlarda kullanılması da marka hakkına tecavüz sayılmıştır (KHK m. 9/II, d). Dolayısıyla tescilli markaların korunması bakımından haksız rekabet hükümlerine başvurulmasına duyulan ihtiyaç da azalmıştır. Diğer yandan, hizmet markalarının KHK kapsamına alınması ve marka olarak, tescil edilebilecek işaretlerin sayısının çoğaltılması da (malın biçimi, üç boyutlu şekil, melodi gibi) haksız rekabet hükümlerine başvurulmasının hala kaçınılmaz olduğu durumlar da vardır. Örneğin, tescilli markanın benzerinin tamamen farklı bir mal/hizmet için kullanılması. Bu durum, eğer marka KHK 8/IV anlamında tanınmışlık düzeyi yüksek bir marka değilse, marka hakkına tecavüz oluşturmaz. Ancak bu durumda marka sahibi, eğer koşulları gerçekleşmişse TTK’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinden yararlanabilir (TTK m. 57/5).

2. Haksız rekabet halinde ileri sürülebilecek taleplerHaksız rekabet yüzünden zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimsenin yasa ile korunan hakkının niteliği tartışmalıdır. Bununla beraber haksız rekabetin, haksız eylemin özel bir türü olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle, TTK’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerindeki boşluklar Borçlar Kanununun 41 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız eylem hükümleri ile tamamlanmalıdır. Haksız rekabet, hukuki ve cezai yaptırımlarla önlenmek istenmiştir.

a) İhtiyati tedbirHaksız rekabette dava açmak hakkına sahip olan kimse dilekçe ile mahkemeden, mevcut vaziyetin olduğu gibi muhafaza edilmesine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin menine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ihtiyati tedbir olarak karar verilmesini isteyebilir (TTK m. 63).

İhtiyati tedbir ile hükmün sonucunu peşin olarak almak gibi bir durum yaratmamaktadır.

b) Hukuk davalarıTTK’nun 58. maddesinde haksız rekabet yüzünden zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimsenin açabileceği hukuk davaları sayılmıştır. Söz konusu davalar şunlardır:

aa) Eylemin haksız olup olmadığının tespiti davası,

bb) Haksız rekabetin men’i davası,

cc) Haksız rekabetin sonucu doğan maddi durumun ortadan kaldırılması ve haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa, bu beyanların düzeltilmesi davası,

dd) Kusur varsa, zarar ve ziyanın tazmini davası,

ee) Borçlar Kanununun 49. maddesinde gösterilen koşullar varsa manevi tazminat davası.

Ayrıca, kusurun varlığı halinde açılan zarar ve ziyanın tazmini davasında, istem halinde davacı yararına, haksız rekabet sonucunda davalının elde etme olanağı bulunan menfaatin karşılığı dahi karara bağlanabilir.

Haksız rekabet davasını, haksız rekabete maruz kalan işletme sahibi, müşteriler ile mesleki kuruluşlar ve ekonomik birlikler açabilir (TTK m. 57/1, 58/2-3). Bu davanın davalıları da; haksız rekabet eylemini yapan, haksız rekabet eylemine dolaylı olarak katılan üçüncü kişiler hakkında da uygulanır (TTK m. 58/son). Fakat bu malları kendi kişisel gereksinmesi için elinde bulunduranlara söz konusu kural uygulanmaz (TTK m. 57/5).

Haksız rekabet bir çeşit haksız eylemdir. Bu haksız eylem suç olabilir. Haksız rekabet suç olursa ve ceza yasaları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil işlenmiş bulunursa bu uzun süre hukuk davalarında da uygulanır (TTK m. 62).

c) Kararın ilanıDavayı kazanan taraf isterse, mahkeme tüm giderleri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. Bu ilanın biçim ve kapsamı mahkeme kararında ayrıntılı olarak gösterilmelidir (TTK m. 61).

Mahkeme kararının tümü değil, amaca uygun bir biçimde sadece özetinin ilanı gerekir.

İlan istemi dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.

d) Ceza davalarıTTK’nun 64. maddesinde, haksız rekabette cezayı gerektiren eylemler düzenlenmiştir. Açıklanan hususlara aykırılık suç olmaktadır.

Haksız rekabet sonucu işlenen suçlar kural olarak ilgilinin şikayetine bağlıdır.

Hukuk davasını açma hakkına sahip olan kişiler ile TTK’nun 58. maddesinde öngörülen mesleki kuruluşlar haksız rekabetin işlendiği yer asliye ceza mahkemesinde haksız rekabeti yapan kişi, yani fail hakkında bir şikayet dilekçesi savcılığa verebilirler.

Haksız rekabetin men’i hakkında kesinleşmiş bir karara karşın haksız rekabet fiiline aynen veya tali değişikliklerle devam eden kimseyi her nasılsa öğrenen yerel Cumhuriyet Başsavcısı iddianame ile fiilin işlendiği yer asliye ceza mahkemesinde kamu davası açar.

Bir Cevap Yazın