cizgi
duyuru DUYURULAR :
Web sitemiz yenilenmiştir, üst menüden ilgili içeriklere aynı şekilde erişebilirsiniz..

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Tüm patent araştırmaları yeni adıyla Türk Patent ve Marka Kurumu’nun bünyesindeki uzmanlarca yapılacak. Böylece stratejik bir sorun olan, kendi buluşlarımızın patent alma kararını yurtdışındaki kurumların vermesi durumu ortadan kalkmış oldu. Ayrıca Devamı »

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Sorunlu bir koruma enstrümanı olan İncelemesiz Patent kaldırıldı. Artık tüm patent başvuruları incelemeli patent olarak işlem görecek. Diğer taraftan Faydalı Model başvurularına yenilik araştırması yapılma zorunluluğu geldi. Bu iki önemli değişiklik Devamı »

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Türk Patent Enstitüsü’nün adı Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değişti. * Mevcutta patent, marka, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler için ayrı ayrı olan kanun metinleri tek bir metne indirgendi. Böylece, Devamı »

YENİ SINAİ MÜLKİYET KANUNU KABUL EDİLDİ

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) 10.01.2017 tarihi itibarıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. 6769 numaralı bu Sınai Mülkiyet Kanunu mevcuttaki 551, 554, 555 ve Devamı »

BULUŞTAN PATENTE GİDEN YOL

Uluslararası Patent Birliği (UPB) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdem Kaya’nın “ekogemlik” dergisinde kapak konusu olan yazısı. Derginin tamamı için  http://ekogemlik.com/online/sayilar/sayi10.html   Devamı »

 

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Tüm patent araştırmaları yeni adıyla Türk Patent ve Marka Kurumu’nun bünyesindeki uzmanlarca yapılacak. Böylece stratejik bir sorun olan, kendi buluşlarımızın patent alma kararını yurtdışındaki kurumların vermesi durumu ortadan kalkmış oldu. Ayrıca doğal olarak buradaki süreler ve maliyetler de azalmış oluyor.
* Avrupa Patent Sözleşmesi’nde de olan Hakların Yeniden Tesisi imkanı başvuru sahiplerine sağlanıyor. Böylelikle birçok durumda kaçırılan bir resmi terminden dolayı bir belgenin geçersiz hale gelmesinin büyük oranda önüne geçilmiş olundu.

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Sorunlu bir koruma enstrümanı olan İncelemesiz Patent kaldırıldı. Artık tüm patent başvuruları incelemeli patent olarak işlem görecek. Diğer taraftan Faydalı Model başvurularına yenilik araştırması yapılma zorunluluğu geldi. Bu iki önemli değişiklik sayesinde zaten yıllardır piyasada olan çözümlerin haksız yere koruma altına alınması ve bunlardan kaynaklı haksız rekabet sorunlarının önüne geçiliyor.
* Yayın ve termin süreleri aşağıda çekildi, böylece tescil süreçlerinde kısalmalar sağlandı. İstisnaların kaideyi bozmaması şartıyla, genelde 6 aylık süreler 3 aya, 3 aylık süreler 2 aya inmiş durumda.

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar

* Türk Patent Enstitüsü’nün adı Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değişti.

* Mevcutta patent, marka, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler için ayrı ayrı olan kanun metinleri tek bir metne indirgendi. Böylece, daha sade ama daha etkili bir metin ortaya çıkarıldı. Bununla ilintili olarak bir KHK yerine bir Kanun hazırlandığı için mevcut hukuki sisteme uyum sağlandı. Anayasa Mahkemesi kaynaklı madde iptallerinin tamamen önüne geçildi.

YENİ SINAİ MÜLKİYET KANUNU KABUL EDİLDİ

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunundan Notlar
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) 10.01.2017 tarihi itibarıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. 6769 numaralı bu Sınai Mülkiyet Kanunu mevcuttaki 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK’ların yerini aldı.

BULUŞTAN PATENTE GİDEN YOL

Uluslararası Patent Birliği (UPB) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdem Kaya’nın “ekogemlik” dergisinde kapak konusu olan yazısı.
Derginin tamamı için  http://ekogemlik.com/online/sayilar/sayi10.html

 

Ekran Resmi 2016-08-04 13.10.12Ekran Resmi 2016-08-04 13.10.26

BULUŞTAN PATENTE GİDEN YOL…

BULUŞTAN PATENTE GİDEN YOL…

Dünyada her yıl 2 milyondan fazla patent başvurusu yapılıyor. Bu başvuru sayısının içinde ülkemizin payı her geçen yıl artsa da hala binde ikiler civarında.

Türkiye-2023 projesindeki hedeflerine şu gün itibarıyla ulaşmış olan başka ülkelere bakıldığında, hepsinin istisnasız en çok patent başvurusu yapanlar olduğunu görüyoruz. Biz de bu ülkelere benzer şekilde 2023 yılına kadar patent sayımızı yaklaşık 5.000’den 50.000 adede çıkarmak istiyoruz.

Peki patent süreçleri nasıl işliyor ve patent sayımızı nasıl arttırabiliriz?

Uzun yıllar birçok kuruma patent alanında eğitimler vermekteyim ve bu süreçte ilk gözlemlediğim husus, “bir şeye buluş demek için onun sıfırdan bir icat olması gerekir” algısı. Ancak bariyer kesinlikle bu kadar yüksekte değil. Patent kanunları emsallerine göre az da olsa teknik bir avantaj sağlayan en basit bir çözümün bile bir buluş olduğunu söylüyor. Dolayısıyla basit de olsa bir çözümünüz varsa siz bir buluşçusunuz ve buluşunuzu korumak en doğal hakkınız.

Bundan sonra ilk dikkat etmeniz gereken husus ise gizlilik. Patent başvurusundan önce buluşunuzu kesinlikle halka açmayınız. Halihazırda halka açtıysanız eğer, 1 yıl geçmeden mutlaka patent başvurusu yapmanız gerekiyor. Aksi takdirde başvurudan önce yaptığınız bir ifşaat patent almanıza engel bile olabilmektedir. Eğer birine teknik bilgileri açma zorunluluğunuz varsa bu durumda bu kişi/kişilerle bir “Gizlilik Anlaşması” yapmanızı önemle tavsiye ederim.

Bir sonraki aşama ise patent araştırması olmalıdır. Bu araştırma sayesinde, var olan bir şeyi yeniden bulma ya da başkası adına patentli bir projeye emek ve para harcama riski kalmayacaktır. Ayrıca, bu araştırmadan çok değerli yeni fikirler de edinebilirsiniz. Yüzeysel bir patent araştırmasını örneğin Avrupa Patent Ofisi’nin espacenet internet sitesinden yapabilirsiniz. Ancak profesyonel bir patent araştırması için mutlaka bu alanda yetkin bir patent vekillik firması ile çalışın derim. Bu arada patent araştırma işlemi daha Ar-Ge sürecinin en başlarında yapılmalı ki boşuna emek ve para harcanmasın.

Patent araştırmasının sonucu kısmen bile olumlu olsa patent başvurusu yapmanızı öneririm. Patent başvurusundaki en kritik aşama patent tarifnamesinin hazırlanması sürecidir. Patent tarifname hazırlığı hem teknik hem de hukuki bilgiyi gerektirir (özellikle istemler kısmı) ve mutlaka tecrübeli bir patent vekilince yapılmalıdır. Aksi takdirde patent başvurunuzun geniş bir koruma sağlaması mümkün olamayacaktır. Patent vekiliniz genellikle 2-4 hafta içerisinde patent tarifnamesini tamamlayacak ve sizin onayınıza sunacaktır. Son revizyonlardan sonra da patent başvurusu yapılmaktadır.

Patent başvurusu ile beraber hukuki koruma başlamakta, ancak patent belgesinin gelmesi 2-4 yıl arası bir süre alabilmektedir. Süreçteki tüm gelişmeler patent vekilinizce takip edilecek ve her kritik aşama tarafınıza açıklayıcı ön yazılarla bildirilecektir. Neticede bir incelemeli patent belgesi size buluşunuz üzerinde 20 yıllık çok etkin bir korumasağlayacaktır.

Patent alabilmek için buluşunuzun yeni olması, teknikte uzman bir kişiye (yani sizin gibi biri) çok aşikar bir çözüm olmaması ve üretilebilir bir konu olması gerekmektedir. Buluşunuzun bu kriterleri karşılayıp karşılamadığı başvuru sonrasındaki resmi patent araştırma ve inceleme süreçlerinde detaylı şekilde Türk Patent Enstitüsü tarafından sorgulanacaktır.

Aşikar olan, diğer bir deyişle bir Ar-Ge süreci neticesinde çıkmayan, bir kerede düşünülebilecek çözümler için iseFaydalı Model belgesi alınmaktadır. Faydalı Model de patentle neredeyse aynı hakları size 10 yıl boyunca sağlayan etkin bir koruma enstrümanıdır. Faydalı Model süreci 1 yıl içinde sonuçlanmaktadır.

Yukarıdaki bilgilere ilave olarak, bir buluşa patent almış olmanız ne yazık ki başka bir patenti ihlal etmiyor olduğunuz anlamına gelmemektedir. Yenilikçi ürünler üretecek firmaların mutlaka tec rübeli bir patent vekiline patent ihlal analizi çalışması da (Freedom to Oparate) yaptırması gerekir. Böyle bir çalışma, belki binlerce patentten oluşan bir mayın tarlasında olabilecek en güvenli yolu görmenizi sağlayacaktır.

Son olarak, belki de en önemli hususlardan biri çalışacağınız patent vekillik firmasını çok dikkatli seçmeniz gerektiğidir. Ülkemizde patent danışmanlığı yaptığını söyleyen binden fazla firma olmakla beraber, bu işi Avrupa standartlarında yapan firma sayısı çok azdır. Patent vekilinizi seçerken fiyat odaklı olmadan, uzmanlık gerektiren bir meslek gibi örneğin bir doktorunuzu, bir avukatınızı seçer gibi araştırmalısınız.

Patent vekillik firmalarına ilişkin en temel kalite kriterleri olarak şunları belirtebilirim: Kurucusu/Ortağı da dahil Mühendislik-Fen Bilimleri kökenli ve resmi patent vekili unvanına sahip kişileri içermesi, bu patent vekillerinden en azından birinin 5-10 yıllık bir mesleki geçmişe sahip olması, halihazırda patent konusunda aktif ve bilinçli firmalara hizmet veriyor olması (bu firmaları arayıp sorabilirsiniz), bir hukuk ofisiyle entegre çalışması.

Sonuçta, inovatif çözümlerle başlayan, patent araştırmalarıyla doğrulanan ve güçlü patentlerle taçlandırılan Ar-Ge süreçleriyle ülkemiz emek yoğun ekonomiden değer yoğun ekonomiye geçişini tamamlayacak, Türkiye-2023 hedeflerini tutturması hiç de zor olmayacaktır.

Buluşlarımızla aydınlanan parlak bir gelecekte yaşamak dileklerimle burada yazımı sonlandırmak istiyorum.

Erdem Kaya

UPB Yönetim Kurulu Başkanı

İNOVATİF ÜRÜNLER VE GÜÇLÜ PATENTLER

    İnovatif ürünler ve güçlü patentler

İnovasyon kavramı hepimizin diline pelesenk oldu. Haksız da sayılmayız, zira ancak inovasyon ile katma değeri yüksek ürün ve hizmetler ortaya koymak mümkün olabiliyor. Günümüzün rekabetçi koşullarında da katma değersiz çözümlerle ayakta kalmak ve ekonomik bağımsızlığı elde etmek çok da mümkün gözükmüyor.

Ancak inovasyon yapmak da yeterli değil. Zira yaptığımız inovasyonun başkalarınca taklit edilmesini önleyemiyorsak, bu durumda rekabetçi yönümüzü de daha başlangıçta kaybetmiş oluyoruz. İşte bu noktada patent kavramı ortaya çıkıyor. Son yıllarda patent bilinci de inovasyon kavramına paralel olarak gerek devlet gerekse özel sektör nezdinde her geçen gün daha sık ele alınmaya başlandı.

15 yıldır patent vekilliği yapan biri olarak bu alandaki gelişimin çok hızlı ve ümit verici olduğunu söyleyebilirim. Ancak daha alınacak çok yol var. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, daha 1900’lü yıllarda binlerce patent alınırken, biz daha yeni yeni bu rakamlara ulaşabiliyoruz.

Buradaki bir eksiğimiz de, patent kavramını gözümüzde çok büyütmemiz. Birçoğumuza göre, patent almak için sıfırdan bir şey icat etmek gerekiyor. Böyle olmayan fikirleri de kimse paylaşmayı bile düşünmüyor. Leonardo Da Vinci’nin “Basitlik en kompleks çözümdür” diye bir sözü vardır. Gerçekten de basit ama faydalı buluşlar sahibine genelde en çok para kazandıran buluşlardır. Bizdeki bu önyargı kırıldıkça patent sayılarımızın daha da artacağına eminim.

Yönetim seviyesinde de bazı bilgilendirmeler şart. Zira yöneticilerimizin çoğu patentin stratejik öneminin yeterince farkında değil. Oysa, dünya markalarına baktığımızda, patentler direk en üst yönetim seviyesinde ele alınan, ana iş stratejisinin önemli bir kısmını oluşturan önemli bir ticari enstrüman olarak ele alınmaktadır.

Patentler sadece buluşları korumak için alınmaz. Çok güçlü bir ticari enstrüman olan patentlerin esas koruduğu firmaların pazardaki rekabetçi konumudur. Patent almanın bir diğer nedeni de rakiplerin pazardaki hareket alanını her alınan patentle biraz daha daraltmaktır.

Bir diğer problemimizde tabi ki “eski köye yeni adet getirme” zihniyeti. “İnovasyon acıyı hissetmektir” der bir inovasyon gurusu. Acıyı hisseden de bunu dile getirir. Peki bizler ne yapıyoruz? Böyle insanları baskılamaya, dışlamaya çalışıyoruz. Bir fikir saçma bile olsa fikrin sahibini rencide etmeden konuyu değerlendirmeli, her zaman teşvik edici olmalıyız. Zira aynı kişinin bir sonraki fikrinin ses getirecek bir buluş olmayacağını kimse garanti edemez.

Bununla ilintili olarak, Ar-Ge odaklı çalışan işletmelerimiz buluş yapanları ödüllendirecek “Fikir Cazibe Merkezlerini de” kurmalıdır. Bu “Fikir Cazibe Merkezleri” parlak fikirlerin toplandığı bir yer olacak, ilgili işletme de bu fikirlerden istediklerine patent alabilecektir.

Sonuçta, patent araştırmalarıyla başlayan ve güçlü patentlerle taçlandırılan Ar-Ge süreçleriyle ülkemiz emek yoğun ekonomiden bilgi yoğun ekonomiye geçişini tamamlayacak, Türkiye-2023 hedeflerini de tutturması hiç de zor olmayacaktır.
En derin sevgi ve saygılarımla
Erdem Kaya

 

 

26 NİSAN FİKRİ MÜLKİYET GÜNÜ

FİKRİ MÜLKİYET  GÜNÜ

PATENT İHLALLERİ CAN YAKABİLİR

Patent ihlalleri can yakabilir

 

Uluslararası fuarlar ihracat hedeflerimizi yakalama açısından büyük önem taşıyor. Her geçen yıl da böyle fuarlara katılan Türk şirketlerinin sayısında da ciddi bir artış yaşanıyor. Fuarlara katma değeri yüksek, yenilikçi ürünlerle katılan şirketler ise diğerlerine göre her zaman bir adım önde oluyor, daha fazla dikkat çekiyor.

Özellikle batılı şirketler, mutlaka her yeni çıkardığı ürün ya da mevcut ürünler üzerinde yaptıkları her iyileştirme için mutlaka patent ya da faydalı model tescilini almaya çalışıyor. Hatta, fonksiyonelliğin ötesinde estetik bir dizayn söz konusuysa, böyle şirketler ayrıca endüstriyel tasarım tescillerini de gerçekleştiriyorlar. Sonuç olarak, çok güçlü bir ticari savaş enstrümanı olan bu tescillerle bir taraftan kendi entelektüel değerlerini koruma altına alırken diğer taraftan da rakiplerinin hareket alanını giderek daraltıyor.
Fuarlar ise böyle firmaların sahip oldukları Sınai Mülkiyet haklarını rakipleri üzerinde kullanmak için en doğru adres oluyor. Böyle bir saldırıya muhatap olanı tarafın tüm dünyadan gelen sektör mensupları önünde ne kadar kötü bir duruma düşeceğini tahmin etmek de zor olmasa gerek. Markanın itibar kaydı, fuar standındaki ürünlerin toplatılması, ardından gelecek tazminat davaları gibi tehlikeler burada mevcut.
Peki böyle fuarlara katılmadan önce nelere dikkat etmemiz gerekiyor?
İlk yapılması gereken öncelikle fuarın düzenlendiği ülkede ve mümkünse tüm yurtdışı pazarı kapsayan ülkelerde marka tescilleri yapılmalı.
Bunun ötesinde, eğer fuara yeni çözümlerle katılıyorsanız bu çözümlerine yönelik patent başvurularını da yapmış olmanızda büyük fayda var. Böylece taklit edilme riskini büyük oranda elimine etmiş olacaksınız.
Ancak yeterli değil. Dünyada yılda 2 milyondan fazla patent başvurusu yapılıyor, bunlardan sadece 4 bin tanesi Türklere ait. Yani bir mayın tarlası üzerindeyiz, her attığımız adıma dikkat etmeliyiz. Dolayısıyla en azından fuarın düzenlendiği ülkede kapsamında bir patent araştırması yapılmalı, bu ülkedeki başkaları adına tescilli ilgili patentler hakkında fikir sahibi olmalıyız. Aslında olası bir patent ihlal riskini tespit etmenin en bilinen yöntemi üretim serbestliği çalışmalarıdır (Freedom to Operate). Yetkin patent vekillik ofisleri bu konuda istenen danışmanlığı sağlayacaktır.
Böyle bir çalışma yaptırdınız ve hala aktif bir patenti ihlal ettiğiniz ortaya çıktı. Bu durumda atılacak en doğru adım üründe patentin etrafından dolaşmayı sağlayacak (design around) modifikasyonlar yapmaktır. Tabi tüm bu süreç mutlaka patent vekilinizin gözetimi altında yürütülmeli.
Tabi anlaşılacağı üzere patent vekili tüm bu süreçlerde son derece kritik bir noktada duruyor. Türkiye’de patent vekillik ofisi olarak faaliyet gösteren ancak bu alanda çok az tecrübesi olan çok sayıda firma da ne yazık ki mevcut. Çalışacağınız patent vekilini seçerken, firmada mühendis kökenli ve sizin teknik alanınıza uygun patent vekillerinin olup olmadığına, patent alanında hizmet verdiği kurumsal referanslarına, Avrupa Patent vekili olup olmadığına bakınız.
Peki fuarda bir patent ihlali aksiyonu ile karşı karşıya kalırsanız ne olur?
Öncelikle hak sahibi firma ilk olarak yetkili mahkeme aracığıyla ihtiyadi tedbirtalebinde bulunacaktır. Bu durumda habersiz bir şekilde ilgili kolluk kuvvetleri standınıza gelmekte ve taklit olduğu iddia edilen ürünleri stanttan kaldırmanız istenmektedir. Genelde fuardaki bu aksiyonlar patent tecavüzüne ilişkin hukuk davaları takip etmektedir. Bu davaların sonucunda mahkemeler yüklü maddi ve manevi tazminatlara hükmedebilmektedir.
Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için alınabilecek bir başka önlem de “koruyucu mektup” yöntemine başvurmaktır. Koruyucu mektup çalışmasında, önceden patent vekilinize hazırlattığınız üretim serbestliği çalışmasını baz alan ama başka birçok detayı da içeren bir ihlal analiz raporu, fuarın düzenleneceği ülkedeki ilgili mahkeme ve polis mercilerine kayıt ettirilmektedir. Örneğin Almanya Patent kanunları buna izin vermektedir.
Böyle bir mektup varsa, mahkemeler hukuki saldırı planlayan karşı tarafın talebine rağmen ihtiyadi tedbir hakkı tanımada gönülsüz davranacaktır. Zira bir ihtiyadi tedbir talebi verilmesi için açık bir ihlalin var olması gerekmektedir. Oysa sizin raporunu böyle bir ihlalin olmadığı tüm teknik ve hukuki gerekçelerle anlatmaktadır.
Son olarak fuar esnasında mutlaka ürünlerinize ait tüm başvuru ya da tescil belgelerinin bir kopyalarını da yanınızda bulundurun. Bu belgeler sizin kesinlikle bir taklitçi değil aslında kendi buluşları olan, yenilikçi bir firma olduğunuzun da en net göstergesi olmaktadır.
En derin sevgi ve saygılarımla,
Erdem Kaya
UPB Yönetim Kurulu Başkanı

PATENTLENEBİLİRLİK KRİTERLERİ

PATENTLENEBİLİRLİK KRİTERLERİ

 

Bir buluşa patent alabilmenin ilk şartı teknik bir problemi çözüyor olmasıdır. Diğer bir deyişle ortaya çıkan faydanın görecesiz olması, ölçümlenebilir olması istenmektedir. Örneğin çok lezzetli bir süt ürettim argümanıyla patent alınması mümkün değildir. Zira lezzet kavramı kişiden kişiye değişen görece bir kavramdır ve ölçümlenebilir bir şey de değildir. Ancak raf ömrü piyasadakilerden daha uzun bir süt ürettiyseniz, bu teknik bir problemi çözme şartını karşılıyorsunuz demektir.

Buluşunuzun patent alabilmesi için ikinci şart ise dünya çapında yeni olmasıdır. Bunun anlamı, ortaya koyduğunuz çözümün patent başvuru tarihinden önce yazılı, sözlü ya da kullanım yoluyla kamuya açıklanmamış olması gerekmektedir. Örneğin, buluş olduğunu düşündüğünüz bir çözümün birebir aynısı 5 yıl önce bir Amerikan patent dokümanında ifşa edildiyse buluşunuz ne yazık ki yenilik kriterini karşılamamaktadır. Sadece Türkiye’de patent almak bile isteseniz, patent kanunumuzda dünya çapında yenilik olma şartı arandığından, söz konusu Amerikan Patenti sizin patent almanızın önüne geçebilmektedir.

Yeniliği belirlemenin en etkili yöntemi patent araştırmasıdır. Eğer tecrübeli ve teknik olarak yetkin bir patent vekiliyle çalışıyorsanız, patent vekiliniz size kapsamlı bir patent araştırması yapacak ve buluşunuzun hangi özelliklerinin önceki teknikte yer almadığını belirleyecektir. Sizler de halka açık veritabanlarından (espacenet gibi) temel seviyede patent araştırmaları yapabilirsiniz.

Patent araştırmasının sonucunda buluşunuza birebir benzer bir çözüm yoksa, aşmanız gereken bir diğer kriter ise tekniğin bilinen durumunu aşma kriterdir. Bu kriterin bence en anlaşılabilir tanımı, buluşunuzun o teknikte alanda uzman bir kişi aşikar bir çözüm olmaması istenmektedir. Teknikte uzman kişi sanal bir karakterdir ve en temel özelliği mevcut tekniği çok iyi bilmesi ancak buluşçu bir yeteneğe sahip olmamasıdır. Aşikarlık kriteri yoruma çok açık, nasıl değerlendirilmesi gerektiği hakkında onlarca kitap bulunan ve dinamik olarak içtihadı değişen bir kriterdir. Konu hakkında fikir sahibi olabilmeniz için en basit anlatımla bu kriteri şöyle açıklayabilirim. Örneğin, mukavemeti artırma amaçlı bir sac plakanın yüzey alanını artırmak bir makine mühendisi için çok aşikar bir çözümdür. Ancak, örneğin yüzey alanını artırırken kullandığınız form normalden öngörülenden öte bir mukavemet sağlıyorsa, bu durumda ortaya koyduğunuz özel form ışığında buluşunuzun aşikar olmadığı kabul edilebilir.

Son kriter ise sanayiye uygulanabilirlik kriteridir. Eğer ayakları yere basan bir çözümü patent dokümanında yeterli teknik detaylarla anlattıysanız bu kriterde hiçbir sorun yaşamazsınız. Ancak, soyut bir fikri çok da detay vermeden patent ile korumaya çalıştıysanız, sanayiye uygulanabilirlik şartını karşılamanız çok da mümkün gözükmemektedir. Örneğin, ben elektrik motoruyla içten yanmalı motoru beraber kullanacağım ve bu sayede ciddi yakıt tasarrufu yapacağım şeklinde bir anlatımla patent alınamaz. Zira burada cevaplanmamış onlarca soru vardır. İki motorun çıkış millerinin nasıl birleştirileceği, hangi motorun ne zaman aktif olacağının nasıl belirleneceği gibi gibi. Bir buluşa patent almak için onu üretmiş olmanız gerekmez, hatta ortada bir prototip de olmayabilir ancak el çizimiyle bile olsa o alanda uzman kişini buluşu uygulayabileceği kadar bir teknik bilgiyi de vermeniz gerekmektedir.

Son olarak, tüm bu kriterlerin gerçek anlamda analizi patent başvurusundan sonra gerçekleşen patent araştırma ve inceleme süreçlerinde, resmi patent ofislerindeki ilgili patent uzmanları tarafından belirlenmektedir. Tecrübeli bir patent vekili ile çalışıyorsanız, patent vekiliniz de size başvuru öncesi buluşunuzun patentlenebilirliği hakkında temel bir fikir verebilecektir.

Tüm bu kriterleri karşılayan buluşlar 20 yıllık incelemeli patent belgesi alma hakkını kazanır. Bir istisna olarak, faydalı model tescili almak için aşikar olmama şartı aranmamaktadır. Yukarıdaki örneğe dönersek, örneğin bir çamaşır makinesi kasasının yüzey alanını mukavemet sağlama amacıyla artırmak aşikar bir uygulama olacağı için patent ile korunamaz. Ancak, eğer daha önce çamaşır makinesinde böyle bir uygulama yapılmadıysa, yani yenilik şartı sağlanıyorsa bu durumda bu çözüm faydalı model ile 10 yıl sürecek etkin bir hukuki koruma altına alınabilir.

Patentlenebilirlik kriterlerinin yorumlanmasına ilişkin onlarca kitap, yüzlerce makale ve mahkeme kararı mevcuttur. Ben bu yazımda çok basit şekilde konunun temelini siz değerli okuyucularıma aktarabilmek istedim.

Konu hakkında daha spesifik soruları olanlar her zaman bana aşağıdaki iletişim adresimden ulaşabilir.

En derin sevgi ve saygılarımla,

Erdem Kaya

UPB Yönetim kurulu Başkanı